Hayatı tanımlamak bir anne için hiç de zor değil... Şöyle ki; hayat eşittir hayat vererek hayatı çoğalttığı varlık... Bir anneye göre hayatın anlamı, hayatı vererek çoğalttığı o varlığın gözlerinden bakar ve akar kendisine doğru her an. Anlamı öyle uzaklarda aramaya gerek yoktur.

İşte benim eşitliğim de bu; "Hayat Toprak'tır..." Gerçek dünyaya ilişkin de bir tanımlama değil mi ayrıca... Hayatın kaynağı topraktır; doyurur... Aşık Veysel lügatında sadık bir yardır.
Yaşamın içinde de dışında da ona tabiyiz. Derinden köklerle bağlıyız ona adeta. Üzerinde yürüyen çalısı, ağacı, otu, ormanı gibiyiz. Bu bağı keşfederek ve fark ederek hissedebilenler, o görünmez köklerle bağlı bulunduğu hiç bir bağdaşına zarar vermiyor keza... Ömrümüzü uzatacak yegane önerme, 'ekolojik bütünlük' bana göre...
Her neyse...
Toprak mevzusu çok derin; felsefesi, sosyolojisi, jeoloji ve jeodezisi burada bizi aşar belki...
Hayat tanımlamalarından bahsediyorduk. Benim tanımlamalarım, ilk gençliğimden bugüne değin öylesine değişkenlik gösterdi ki... Geçmiş zaman içinde oldukça sığ tanımlamalar yaptığımı da hatırlamıyor değilim doğrusu. Pişmanlık duymuyorum; o dönemdeki entelektüel birikimim ve dünya görüşüm o kadarına el veriyordu belli ki... Ama hiçbir zaman üzerine tanımlama yapılamayacak tanımlamamı yapmış bulunuyorum son bir yıldır. Bu, hayat tanımlamalarımdaki jübilem adeta...
Hayat Toprak'tır; Hayat 'Oğlum'dur...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder