20 Mart 2015 Cuma

Anneyim o halde freelancer’ım...


Gökyüzüne yükselen kariyer basamakları bir anda kayboldu önümde. Adımımı attığım o son merdivende dengemi sağlamaya çalışırken yakınımdan geçen bir bulut öbeğine atıverdim kendimi. Merdivenleri inmeyi hiç düşünmedim; o basamakların önümde yeniden belirmesini beklemedim; yeni basamak da inşa etmedim. Kurtuluşu o bulut öbeğinde bulmuştum. Bir anda gözümün önüne insanlığımın en naif safhası çocukluğumun güzel yüzlü ekran karakteri Heidi geliverdi. Onun minik çıplak ayaklarının peşine takılıp dağlarda düşsel yolculuklara çıktığım çok olmuştur vakti zamanında. Jenerikte bulut üstünde seyahat ettiği sahne idol olgumdu ve gerçekten bulutların insanları taşıdığını düşünür mutlu olurdum. Moralimin bozuk olduğu zamanlarda içten içe inandığım bu gerçeğimle moral bulurdum. Yıllar sonra işte öyle bir sahnedeydim. Oğlum bir bulutun üstünde, çakılıp kaldığım o son basamaktan almaya gelmişti beni. Onu ilk kollarımın arasında tuttuğum an, gerçekten o bulutun üstündeydim.


Bulut, oldukça yabancı bir diyara götürdü beni. Daha önce simülatif hormonlarla tanımaya ve alışmaya çalıştığım paralel evrenime sızmış gibiydim. Burası her kadına özel dizayn edilen bambaşka bir dünyaydı... İkiye bölünmüş hissediyordum kendimi; bir günde hem de... Değişimin katı halini o gün anladım. Uzak hayaller vücut bulmuş halde kucağıma gelmişti bir anda. Hayaller güzeldi evet; yıldızlıydı; ışıltılıydı; gökkuşağı renklerindeydi; kabul... Ama bu gerçeğin kelime içermeyen başka bir güzelliği daha vardı. Hala o güzelliği tarif edemiyorum dış dünyaya; kalbimin ve kafamın içinde adeta gizli bir formül gibi yaşıyorum onu...
  
Derken odağım benden kaymış ve tamamen dışıma çıkmıştı. Hayat onunla çok güzeldi ve daha da güzel olacaktı. Odağımın terkettiği yanımın ayakta kalamayacak denli yıkılmaya başlayacağını hissettiğimde serbest savaşçı olmaya karar verdim. Terkedilen o yanımda, oğlum öncesi dünyamın beni ayakta tutan başlıca direği vardı çünkü; kariyerim ve işim... Uzunca bir süre dönemeyeceğimi bildiğim ve kimsesizlikten ve ilgisizlikten talana uğrayacağını bildiğim bu yanımı yeniden canlandırmalıydım. Canlandırdım da... Kendi uzmanlığımda ve yılların birikiminde, oğlumun uyku saatlerinde mesai yaparak, metin yazarı, editör ve yazar olarak çalışmaya başladım. Belli iş platformlarına üye oldum. Orada, kendime uygun projelere teklifler verdim. Ve vermeye de devam ediyorum.

Benim için inanılmaz bir dönüş oldu. Masalsı, ama hayatın gerçekleriyle örülü bir hayatım var artık... Armut.com benzeri freelancer platformları, bu aralar beni tam da istediğim şeyle buluşturdu. Bu yüzden iyi ki varlar... Bkz. ilgili link; 

Emi A. İstanbul Kadıköy Freelance Metin Yazarı - Armut.com


27 Şubat 2015 Cuma

Eskimolar’ın adrenalin sporuna armağanı; Kayaking



Eskimo kayağının Kayaking’e ilham verdiğini biliyor muydunuz? Peki ya 4 bin yıl önce tasarladıkları kayağın, günümüze kadar nedereyse hiç değişmeden orijinalliğini koruduğunu... Değişmeyenin tarih olduğu hızlı zamanlarda bu nasıl mümkün oldu? Belli ki Eskimolar, doğanın kendilerine verdiği hayatta kalma ipuçlarını çok iyi görmüşler ve bu bilgileri çok iyi değerlendirmişler.

Beyaz iklimin gizemli yerlileri, habitatlarına özgü oluşturdukları bu ulaşım ve avlanma aracını kendi değişmeyen ihtiyaçları doğrultusunda kullanadursunlar, modern dünya Eskimo kayakları vasıtasıyla adrenalin yüklü eğlencenin doruklarında gezinmeye başladı çoktan. Her ne kadar bugünün teknolojisinde, kayağın üretim malzemeleri değişmiş olsa da tasarımdaki o akıl dolu çarpıcılık ve fonksiyonellik 4 bin yıl öncesinde ne ise, şimdi de o... Keza kayağı kullanırken geliştirdikleri teknikler de hükmünü halihazırda sürdürüyor. Şöyle ki; Eskimolar suyun dondurucu derecede soğuk olması nedeniyle hiç yüzme öğrenmemişler. İşte bu yüzden, su yüzeyinde kalabilmek için çeşitli vücut ve kürek hareketleri geliştirmişler. Örneğin Eskimo-Roll  (Eskimo Dönüşü) adı verilen teknik, bu hareketlerin en önemlisi ve bir nevi hayatta kalma yöntemi... Bu teknik, kayak su yüzeyinde ters döndüğünde, bir takım kas ve kürek hareketleri ile su yüzüne çıkmayı kolaylaştırıyor.
Eskimo roll tekniği:
Giyilebilir Kayak...
Macera arayanların, adrenalin söz konusu olduğunda limitsiz yöntemler geliştirdiklerini kimse inkar edemez. Ve işte size, bu yöntemlerden sadece biri olan Kayaking’in abc’si...

Kimi zaman nehirlerin bol köpüklü coşkusunda, kimi zaman denizlerin durgun maviliğinde hayat bulan Kayaking, doğayla girişilen eğlenceli ve tatlı sert bir kavganın örneği adeta... Hangi platformda icra edilirse edilsin özünde Kayaking, bir kürek çekme sporu olarak adlandırılıyor. Kayaking’in nehir versiyonu, olimpik spor dalı ünvanını 1972 yılında Münih’te gerçekleştirilen olimpiyatlarda kazanmış. Diğer versiyonlar olan deniz ve göl kayağı ise rekreasyonel doğa sporu ünvanıyla varlıklarını devam ettiriyor.

Kayak, çift taraflı palası olan küreklerle, kas gücüyle ve eğitimle edinilen beden teknikleriyle hareket ettiriliyor. Yaklaşık 5 metreyi bulan kayaklar tek kişilik ya da çift kişilik olarak üretiliyor. Üretimde; plastik, kompozit, cam elyafı, ahşap ve kontrplak gibi malzemeler kullanılıyor.  Kürek çeken kişi, ince uzun kayağın ortasında yer alan kayak kokpitine, bacaklarını öne doğru uzatarak oturuyor. Böylece vücut, deniz seviyesi ile neredeyse aynı konuma geliyor. Kayağın içine su girmesini engelleyen iç tasarımlar elbette mevcut. Ve işin en ilginç tarafı bu noktada ortaya çıkıyor. Çünkü kayak bir anda “giyilebilir” formata dönüşüyor. Kayağın oturma yerinde yer alan ve adına “serpinti eteği” denilen giyilebilir ve su geçirmez kumaş parçası, ıslanmalardan ve kayığı su alma tehlikesinden koruyor. Böylece su yüzeyinde uzun yollar kat edilebiliyor.

Türkiye’de ve dünyada Kayaking...
Kayaging’in en çok tercih edilen türleri Deniz Kayağı ve Nehir Kayağı... Türkiye Kayaking macerasının henüz çok başlarında; ama hızlı yol alıyor. Alternatif sporları benimseyenlerin farkındalığı da bu yönde.. Ülkemiz, deniz ve akarsu kayağı açısından önemli kaynaklara sahip. Eğitim merkezleri ve turlar, özellikle yaz aylarında Kaş, Datça, Kekova ve Köyceğiz gibi güney ve güneybatı merkezlerinde yoğunlaşıyor. Ayrıca Çanakkale Boğazı - Bozcaada, Heybeliada, Marmara Adası ve Trakya’nın Karadeniz sahilleri, deniz kayağı için önemli tur merkezleri... İstanbul’da en bilinen etkinlikler Boğaz’da ve Poyrazköy açıklarında gerçekleştiriliyor. Çoruh Nehri, Köprüçay, Manavgat Çayı, Dim Çayı, Adana-Feke-Göksu Nehri, Zamantı Irmağı ve Fırat Nehri’nin bir kısmı nehir kayağı organizasyonlarının vazgeçilmez durakları... Dünyada ise boyut bambaşka; turların yanı sıra kayak festivalleri de düzenleniyor. Polonya, bu festivaller için Avrupa’nın önemli merkezlerinden...

Coşkun nehirlerde var olma mücadelesi verirken ya da durgun deniz üzerinde sırf zevk olsun diye Eskimo-Roll tekniğini siz de denemek istemez misiniz? Tabi gerekli eğitim ve ekipmanlara sahip olduktan sonra...