12 Ocak 2014 Pazar

Deniz; Balık; Dünya...


Musluk suyu elimin üzerinden hızla akıp giderken distopik bir dünya görüntüsü beliriverdi gözümün önünde. Suyun da kir arındırdığı filan yoktu; sadece bir kaç oyuncağı ıslatıyordu lavabonun içinde; o denli şiddetli akmayabilirdi vesselam... 

Ben bu şekilde su kullanmaya devam edecek olursam denizler kuruyacakmış, balıklar yok olacakmış, gezegen yaşanmaz hale gelecekmiş gibi yıkık dünya fikirleri kasıp kavurdu aklımı. İçimde şiddetli fırtınalar koparan bu durum, oğlumun geleceğindeki ekolojik denge için umutsuzluğa düşürdü beni o anda. Hele ki bir de bu aralar yeşile düşmanlık had safhaya ulaşmışken...

Biliyorum, sadece filmlerde görürüz tükettiğimiz ve viraneye çevirdiğimiz dünya hallerini. Hayal gücüyle inşa edilir distopik yaşamlar; ama geleceğin gerçeğine de bir o kadar yakındır aslında. Gelgelelim kaynakları, yarınımız hiç olmayacakmış gibi bu hızda tüketmeyi sürdürürsek böyle bir gelecek hepimiz için kaçınılmaz olacak.

Çevre ve doğa duyarsızlığımız bizi zifiri karanlık bir geleceğe savuracak. O gelecekte ne deniz ne de balık kalacak; biline... Oysa bizim için ne büyük nimet ve berekettir ikisi de. Oğlumun denizde yüzememe ya da balık yiyememe ihtimalini düşündükçe afakanlarım daha da artıyor. Ama gün gelecek bir kuşak ve sonrası tüm bunlardan mahrum yaşamak zorunda kalacak. Dinazor ve mamutlar bizim için nasıl milyon yıl öncesi dünyanın sembolleri ise, balıklar ve belki pek çok canlı da onların geçmiş dünyasının sembolleri olacak.

Ezcümle, tasarrufu hayatın odağı haline getirmeliyiz; kendimiz için yapmıyorsak çocuğumuz için... Tüketim kirliliğinden kurtulmalıyız. Çöplerimizi mutlaka ayrıştırmalıyız. Belediyelerden daha fazla talepkar olmalıyız ki ayrıştırdığımız çöpleri toplasınlar. Suyumuza sahip çıkmalıyız; yeşili daha çok korumalıyız ve yaygınlaştırmalıyız. Çocuklarımızı bu bilinçle büyütmeliyiz. Doğaya kendini yenileyecek zamanı tanımalıyız ve doğada kendi hakkımız kadar olanı kullanmalıyız.

Benim doğaya verdiğim en büyük söz ve garanti şudur; “korkma; benim oğlum, senin en büyük dostun olarak yetişiyor..."














Hiç yorum yok:

Yorum Gönder