Gökyüzüne yükselen kariyer basamakları bir anda kayboldu önümde.
Adımımı attığım o son merdivende dengemi sağlamaya çalışırken yakınımdan geçen bir bulut öbeğine atıverdim kendimi. Merdivenleri
inmeyi hiç düşünmedim; o basamakların önümde yeniden belirmesini beklemedim;
yeni basamak da inşa etmedim. Kurtuluşu o bulut öbeğinde bulmuştum. Bir anda gözümün önüne insanlığımın en naif safhası çocukluğumun güzel yüzlü ekran karakteri
Heidi geliverdi. Onun minik çıplak ayaklarının peşine takılıp dağlarda düşsel
yolculuklara çıktığım çok olmuştur vakti zamanında. Jenerikte bulut üstünde
seyahat ettiği sahne idol olgumdu ve gerçekten bulutların insanları taşıdığını
düşünür mutlu olurdum. Moralimin bozuk olduğu zamanlarda içten içe inandığım bu
gerçeğimle moral bulurdum. Yıllar sonra işte öyle bir sahnedeydim. Oğlum bir
bulutun üstünde, çakılıp kaldığım o son basamaktan almaya gelmişti beni. Onu
ilk kollarımın arasında tuttuğum an, gerçekten o bulutun üstündeydim.
Bulut, oldukça yabancı bir diyara götürdü beni.
Daha önce simülatif hormonlarla tanımaya ve alışmaya çalıştığım paralel
evrenime sızmış gibiydim. Burası her kadına özel
dizayn edilen bambaşka bir dünyaydı... İkiye bölünmüş hissediyordum kendimi; bir
günde hem de... Değişimin katı halini o gün anladım. Uzak hayaller vücut
bulmuş halde kucağıma gelmişti bir anda. Hayaller güzeldi evet; yıldızlıydı;
ışıltılıydı; gökkuşağı renklerindeydi; kabul... Ama bu gerçeğin kelime
içermeyen başka bir güzelliği daha vardı. Hala o güzelliği tarif edemiyorum dış
dünyaya; kalbimin ve kafamın içinde adeta gizli bir formül gibi yaşıyorum onu...
Derken odağım benden kaymış ve tamamen dışıma çıkmıştı.
Hayat onunla çok güzeldi ve daha da güzel olacaktı. Odağımın terkettiği yanımın
ayakta kalamayacak denli yıkılmaya başlayacağını hissettiğimde serbest savaşçı olmaya karar verdim. Terkedilen o yanımda, oğlum öncesi
dünyamın beni ayakta tutan başlıca direği vardı çünkü; kariyerim ve işim...
Uzunca bir süre dönemeyeceğimi bildiğim ve kimsesizlikten ve ilgisizlikten
talana uğrayacağını bildiğim bu yanımı yeniden canlandırmalıydım. Canlandırdım
da... Kendi uzmanlığımda ve yılların birikiminde, oğlumun uyku saatlerinde
mesai yaparak, metin yazarı, editör ve yazar olarak çalışmaya başladım. Belli iş
platformlarına üye oldum. Orada, kendime uygun projelere teklifler verdim. Ve
vermeye de devam ediyorum.
Benim için inanılmaz bir dönüş oldu. Masalsı, ama hayatın
gerçekleriyle örülü bir hayatım var artık... Armut.com benzeri freelancer
platformları, bu aralar beni tam da istediğim şeyle buluşturdu. Bu yüzden iyi
ki varlar... Bkz. ilgili link;






