15 Şubat 2014 Cumartesi

Gözyaşı Örgütü: “Sen kimin umurundasın çocuk!!!”


Gözyaşlarıma bir kıymet biçmek var içimde; ağlasam para eder mi diye... Etse ağlarım ömrümün sonuna kadar; seni yaşadığın yoksulluktan ve cahilliğin şiddetinden kurtarabilmek için... Etmese de ağlarım gerçi.  Ama sen kimin umurundasın ki çocuk. Bak dönüp bakmıyorlar bile, ne sana ne de seni bağrından koparıp uzatan annene. Sen kıyıcıların umurunda değilsin. Sen, ülke yönetenlerin umurunda da değilsin. Sen, gözünü açtığın bu dünyanın hiç umurunda değilsin çocuk.

Sen, sizi orada kurtarmaya gelenlerin de umurunda değilsin; olsaydın seni de anneni de alırlardı yanlarına. Hoş; alsalar da umurlarında olmamaya devam edecektin; çünkü gideceğin yer bir mülteci kampı olacaktı. Kalabalıkta kaybolacaktın; sesin dahi duyulmayacaktı. Dile getiremediğin yoksulluğun bir kap mama olarak önüne konulduğunda onunla yetinecektin. Yine yoksulluğunla yetinecektin çocuk. Bu seneler evvel de böyleydi, şimdi de böyle... Gitgide daha kötüye...

Gözyaşları para etse, gözyaşı örgütleri kurardım yasadışı...  Yazgısı kara, ufku kara, kendisi kara kıtanızı açlıktan ve hunharlıktan alıkoyabilmek için. ‘Alıkoymak’ diyorum çünkü öylesine kök saldılar ki toprağınıza... Sizi o musibetlerden ayırıp saklamak ve o musibetlerden yoksun bırakmak istiyorum. Sen Gözyaşı Örgütü’nü kurmuşum say yine de; onun adına konuşuyorum say... Çok fazlayız; sadece birbirimizden habersiziz, o kadar...

Seni sömürdüğümüz için bizi bağışlayacak mısın çocuk? Sana en büyük kötülüğü yapanların duyması gereken ölçüde suçluluk duyuyorum. Elim kolum uzasa dokunsam sana... Kapkara ve kocaman olduğunu düşündüğüm gözlerinden öpsem; gözyaşlarını silsem suçlu ellerimle. Biraz temizlenir miyim? Biraz su serpilir miyim? Biraz gülümseyebilir miyim karşında?

Kendi çocuğuma baktıkça seni görüyorum iki gündür... Anneliğin baştan yarattığı benliğimle çok büyük bir ızdırap çekiyorum. Sen, kara ve kuru kıtanda yoksulluk çeken, şiddet gören masumların yeni sembolüsün benim için. Senden önce de vardı keza... Çok vardı hem de... Hepsini hafızamda yaşatıyorum utançla... Utanıyorum, çünkü seni ve senden öncekileri, dünyanın geri kalanı olan bizler mahvettik. Bizim vergi ödediğimiz devletler, senin doğanı ve topraklarını maden ve petrol aramalarıyla mahveden şirketlere teşvikler yağdırdı. Senin tabağındaki mamadan çalınmış lokmalar geçiyor boğazımızdan. Ne diyeyim çocuk; öyle berbat durumdayım işte...

Kendi ülkemde de yoksulluktan, fakirlikten ölen çocuklar var; içimde kocaman bir yangın taşıyorum hiç sönmeyen. Ben yarına dair güzel umutlar besleyemiyorum sizi böyle gördükçe. Umut etmeye başladığım anda yıkılıyorum, çünkü karşımda sizlerden birinin fotoğrafı beliriveriyor. Ve o fotoğrafın öyküsü beynimi zonklatıyor acıdan. Bilemiyorum çocuk; ne yapacağımı bilemiyorum. Seni kurtacak kişi ben olsaydım keşke. Sesini duyuyorum ta buralardan.



Ve sen kimin umurundasın biliyor musun? Seni bağrından koparıp yabancılara teslim etmek için çırpınan annendeki çaresizliğin; fotoğrafını görüp içi yanan benim gibilerin; doğduğun kıtaya bereket kavuşturmaya yetmeyen yardımseverlerin umurundasın... Ama şu anda sana uzanamıyor bile ellerimiz; bağışla bizi... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder